İçimizden Biri...

İçimizden Biri...

Bu ay konuğumuz Dağdelen Eczanesi sahibi Ecz. Nuket DAĞDELEN, Nuket hanım bize yaşam tarzı olarak seçtiği dans ve yoga konularından bahsedecek.

Sözü kendisine bırakıyoruz;

  Aslında yazma düşüncem yoktu ama oda başkanımız Hasan Bey rica etti yazmamı, ben de kabul ettim. Size sadece hareket ile ilgili uğraşlarımdan bahsedeceğim, eğer okuduktan sonra bir kişinin bile hareket etmesine vesile olabilirsem ne mutlu bana. Asıl mesleğim eczacılık olsa da aynı zamanda yoga eğitmeni ve dansçıyım. Yoga ise hayatımın merkezinde. Biz neysek yoga da o. Yogayla tanışmak, yogayı hayatıma alıp içine girdikçe daha çok öğrenmek için eğitmen olmaya karar verip uygulamak, kendime verdiğim en güzel hediyelerden biri. Ruhsal, bedensel, zihinsel bütünlük halinde olmayı önemsiyorum ve seviyorum. Bedenimin sınırlarının olmadığını bilmeyi, pratikle bedenimin izin verdiği müddetçe pozlarda derinleşmeyi, içimdeki kelebeğin özgürce uçtuğunu görmeyi, dönüşebilmeyi, olanı olmayanı huzurla kabul etmeyi, geçmişin kederini ve gelecek kaygısını düşünmeden anın keyfini çıkartmayı, farkındalığımın artmasını sağladığı için yogaya şükran doluyum. Meditasyonu da pandemide hayatıma aldım. Zihnimin susabildiğini, zihnim bir yerlere kaçtığında bunun farkına varıp nefesime geri gelebildiğimi, meditasyonda oturma zamanım arttıkça sakinliğimin arttığını ve yavaşlayabildiğimi gördüm. Pandemiden önce yüz yüze, pandemide de online olarak yoga dersleri versem de bu aralar sadece kendim yapıyorum, önce meditasyonla başlayıp sonra kendi akışımda ilerliyorum.

     Frida Kahlo ’Yürüyemezsem dans ederim’ sözünü benim gibiler için söylemiş, çünkü dans etmek benim için çok büyük bir tutku. Müziğin akışına kendimi bıraktığım, içimden nasıl geliyorsa öyle hareket ettiğim bir dünya. Danslardan ise Latin dansları, tango, vals, sirtaki, lindy hop ,solo jazz dans vs. ile uğraştım. Çeşitli organizasyonlarda dans ettim ve dansçısı olduğum dans okulunun yıl sonu gösterilerinde  sahneye çıktım.       

      Yapılan araştırmalarda yılda üç milyon kişinin hareketsizlikten öldüğü bir dünyada, hareket etmek benim için bir yaşam biçimi. Hayatımda hep spor vardı, uzun yıllar fitness yaptım, tenis oynadım, boks ve cross-fit yaptım, ara ara çeşitli spor dallarıyla uğraştım, şu anda spor olarak sadece bir spor hocasıyla çalışıyorum ve düzenli tenis oynuyorum. Bunca hareket içinde eczaneme uğramadığımı düşünenler olacaktır, haklılar da ama yanılıyorlar işim olduğunda kısa sürelerle ayrılsam da çalışma saatlerinde hep eczanemdeyim, eczanede olmayı, çalışmayı, danışanlara bilgim dahilinde cevaplamayı seviyorum.

     Sonuç olarak acı olmadan mutluluk yok, hayat hep bir dengede ve ben öğrenci olmayı, öğrenmeyi, merak etmeyi, keşfetmeyi, hareket etmeyi kendim için ömür boyu sürecek bir eylem olarak görüyorum ve her şeyin geçici olduğunu düşünüyorum. Zamanla, sabırla pratik yaparak ruhumun, bedenimin, zihnimin ihtiyaçlarını gözetip onu teslimiyetle karşılamayı öğreniyorum. Richard Bach’ın Martı Jonathan Livingston eserinde dediği gibi "Cehaletimizi kırabiliriz, becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekamızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz. En önemlisi özgür olabiliriz! Uçmayı öğrenebiliriz!"

8.9.2022

Ecz. Nuket DAĞDELEN



  • 8 September 2022
  • 587
  • Geri